Liyakat denince çoğumuzun aklına önce diploma gelir. Diploma önemlidir; bir alanda belirli bir eğitimi aldığını gösterir. Ama bir işi hakkıyla yapmak için yeterli değildir.
Liyakatin dört ayağı
Bir görevi ehline vermek istiyorsak dört şeye birden bakmamız gerekir:
- Bilgi: İşin nasıl yapıldığını bilmek. Diplomanın gösterdiği kısım çoğunlukla budur.
- Beceri: Bildiğini uygulayabilmek. Kâğıt üzerinde bilinen bir işi tezgâhta yapmak başka bir şeydir.
- Güvenilirlik: Söz verdiğinde tutmak, kimse görmediğinde de işi doğru yapmak.
- Sorumluluk: Hata yaptığında üstlenmek, düzeltmek, hesap vermekten kaçmamak.
Bu dördünden biri eksikse, en parlak diploma bile bir görevi taşımaya yetmez. Tersine, diploması olmayan ama bu dördüne sahip bir usta, kendi alanında gerçek bir ehildir.
Ahilikte ustalık nasıl kazanılırdı?
Ahilik geleneğinde kimse bir günde usta olmazdı. Çıraklıktan kalfalığa, kalfalıktan ustalığa geçiş yıllar sürerdi ve yalnızca işin öğrenilmesine değil, kişinin ahlakına ve güvenilirliğine de bakılırdı. Ustalık bir unvan değil, toplumun gözünde kazanılan bir güvendi.
Bugün ne anlama geliyor?
Görev dağıtırken “kimin adamı” değil “işi kim hakkıyla yapar” diye sormak. İşe alırken yalnızca belgeye değil, kişinin işi nasıl yaptığına da bakmak. Gençlere yalnızca sınav kazanmayı değil, bir işi baştan sona sahiplenmeyi öğretmek.
Liyakat yalnızca başkalarından beklenecek bir şey de değil. Her birimizin kendi işinde sorması gereken bir soru: Bu görevi hakkıyla taşıyor muyum?
Görev ehline verilir. Unvan değil, yeterlilik ve güven belirler.